Dünyanın en saygın şarap dergisi Decanter, 93 yılının haziran sayısında "2000 yılında hangi şaraplar içilecek?" sorusunu ortaya atmıştı. 15 ünlü şarap simasına "hangi ülkeler yüzyıl sonunda şarapçılkta çarpıcı bir atılım yapacak" ve "2000 yılında nerede bir bağınız olmasını isterdiniz?" sorularını sordu. En ünlülerin cevabı "Türkiye" oldu. Aradan 7 yıl geçti, Türk şarapçılığı şu anda büyük bir rönesansın eşiğinde...
Tarihi Gelişim
Anadolu toprakları bağcılık ve şarapçılığın anavatanı olarak kabul edilmektedir. Çeşitli kaynaklarda şarabın tarihinin Anadolu topraklarında M.Ö. 3500-4000 yıllarına kadar uzandığı belirtiliyor. Hititler'in şaraba "Vino" ismini vermeleri de şarabın bu topraklarda doğduğunun en büyük kanıtıdır. Şarabın İslamiyet öncesinde Türk boyları tarafindan da içildiği bilinmektedir. Ancak İslamiyet'ten sonra özellikle Osmanlı yönetiminin ağır yasaklamaları altında şarap üretim ve tüketimi oldukça gerilemistir. Yalnızca 20. y.y. başıda floksera salgını nedeniyle Avrupa'da gerileyen üretim sonucunda, Anadolu'da büyük miktarda şarap üretilip ihraç edilmistir. Tabi ki bu Tanzimat döneminde gerçekleşebilmistir. 1920 yılında çıkarılan Men-i Müskirat Kanunu ise ülkedeki şarapçılığı tamamen tasfiye etmiştir. Buna rağmen, üzümün pekmez, pestil ve sofralık olarak tüketilmesi nedeniyle bağcılık gelişmesini sürdürmüstür. Günümüzde de Türkiye, dünyanın en fazla bağ alanına sahip ülkelerinden biri ve dünyanın en büyük sofralık üzüm üreticisidir.
Sarap Seçimi
Marketlerde satılan şaraplar arasında kalite-fiyat açısından her zaman bir denge söz konusu değildir. Ucuz bir sarap da kaliteli olabilir. İyi bir şarabı öncelikle renginden anlayabiliriz. İyi şarap canlı ve parlak görünecektir. Renk, şarabın yaşı konusunda da bize bilgi verir. Beyaz şaraplar yıllandıkça renkleri koyulaşır. Renksiz çok uçuk sarıdan kahverengiye kadar uzanabilir. Kırmızı şarabın rengi ise yıllandıkça açılır. Ayrıca kırmızı şarabın yıllandırılma şeklide rengini etkiler. Örneğin meşe fıçıda yıllandırılan şaraplar, şişede bekletilenlere nazaran renklerini daha çabuk kaybeder. Şarabın kokusu, metalik ve kimyasal bir koku ise veya sirkeyi çağrışırıyorsa şarabınız kalitesiz demektir. Burnunuza üzümden kaynaklı meyvemsi aramolar gelmeli. Şarabı yoğunluğu da kalitesinin bir göstergesidir. Şarap bardaktan süzülürken bıraktığı iz ne kadar kalınsa, şarabınız da o kadar yoğun ve kalitelidir. Kaliteli sarabın son seçim aşaması tadımıdır. Şarabı damağınızda gezdirdikten sonra yutun. Kalan lezzeti itici, isirici, ekşi, acı, metalik ve kimyasal tatlar içeriyorsa şarabınız kalitesiz demektir. İyi şarap "şurup" gibi olmalıdır.
Servis Isıları
Köpüklü ve Dömisek şaraplar : 5-7 °C
Beyaz ve Roze Şaraplar, iyi şampanyalar : 6-10 °C
İyi beyaz Bourgogne'lar ve Chardonnay'ler : 11-12 °C
Primeur(genç) Kırmızı şaraplar : 12-14 °C
Chianti'ler, Kırmızı Bourgogne'lar : 13-16 °C
Daha gövdeli Kırmızı şaraplar : 16-18 °C
Şarap ve Yemek
Bu konunun kuralları biraz esnek olmakla birlikte, yine de genel kural; Kırmızı etler kırmızı şarapla, beyaz etler beyaz şarapla yenir. Hafif yiyecekler hafif, kuvvetli yiyecekler dolgun sarapla yenir. Yemekler ve peynirler sek, tatlılarsa tatlı şarapla yenir. Omlet gibi yumurta ağırlıklı yiyeceklerin şarapla eşleştirilmesi zordur. Yumurta tat alma duyularını tıkayacağı için bu tür yemeklerde çok kaliteli şarapların içilmemesi daha doğrudur. Acılı yiyeceklerin şarapları "öldürdüğü" bir gerçektir. Ancak hafif acı, baharatlı yiyeceklerle hafif kırmızılar, rozeler ya da asidi fazla yüksek olmayan beyazlar denenebilir.
Bardak Seçimi
Sarap bardagi, düz, kesmesiz ve renksiz olmalidir. Aksi takdirde sarabin rengini ve berrakligini anlamak mümkün olmayacaktir. Yillanmis kirmizi saraplar, yuvarlak ve genis kadehlerle içilir. Böylece sarabin hava alabilmesi ve oda isisina uyumu saglanir. Yemekle alinan kirmizi saraplarin aomayi toplayan yuvarlak ve dik bardaklarda içilmesi uygundur. Pembe saraplar dikdörtgen bardaklarda içilmelidir. Sampanyalar ve köpüklü saraplar, gazinin kaçmamasi için ince uzun bardaklarda içilmelidir. Tatli köpük saraplar genis kupa bardaklarda içilmelidir. Beyaz sarap için, kirmizi sarap bardaklarinin daha küçükleri kullanilmalidir. Porto sarabi için ayakli küçük kadehler, Alsace sarabi içinse ince yüksek ayakli kadehler kullanilmalidir.
Servis Sırası
Yemekten önce aperatif olarak şampanya ya da Sherry içilir. Sherry'lerin sek olanları pek tavsiye edilmese de, şampanyayla servis edilebilir. Sırasıya genç beyaz şaraplar, genç kırmızı şaraplar dolgun kırmızı şaraplar sofraya gelir. Finalde ise, tatlı ve meyvelerle şampanya ya da yüksek alkollü, yıllanmış özel bir Portekiz şarabı olan Porto sunulur. Uzmanların tavsiyesi, şampanyanın yemekten önce içilmesi yolundadır çünkü şampanyanın gazı yemeğin ardından dolu mideyi zorlayıp rahatsız edici olabilir. İyi bir şarabın içildiği sofrada, sirkesi bol bir salata ya da baharatı güçlü bir yemek servis edilmemelidir.
Sarabin Saklanmasi
Siselenen sarap yatay olarak bekletilmeli ve mantarin sarapla temasi saglanmalidir. Böylece mantarin kurumasi önlenir ve sarabin hava almamasi saglanir. Serin ve degismeyen bir isi ortaminin yaratilmasi gerekir. Ideal olan sicaklik 15 derecedir. 20 derecenin üzerindeki sicakliklar sarabin sisedeki gelisimini istenmeyen bir sekilde hizlandirarak sarabin ömrünü kisaltir. Sarap her türlü isi farkliliklarindan rahatsiz olur. Özellikle ani isi degisikliklerinden rahatsiz olur. Sarabin direkt günes isiginda birakilmamasi ve renkli siselerde saklanmasi gerekir. Saraplar asiri sarsintidan uzak tutulmalidir. Her sarap yillanmaya müsait degildir.